Yaşanan sorunların temelinde kendi medeniyetimizin dünya ve evren tasavvurunun ihmal edilmesinin önemli bir etken olduğunu görüyoruz. Eğer, gerçek beş duyu organımızın beyne ilettiği elektrik sinyallerinin yorumlanması şeklinde değerlendiriliyorsa, bu bizim gerçeğimiz değildir, olamaz.
Bizim medeniyetimiz, insanı bütüncül bir biçimde kavrayarak ruhu ve bedeniyle sararken, Kapitalizm, Sosyalizm gibi sistemler insanı midesinden yönetmeyi öncelemiştir. Kısacası TÜKETEN, sistemin ihtiyaç duyduğu kadar “Ürettirilen” bir varlık olarak İNSANI değerli ve işe yarar görmüşlerdir. “Ürettiği ve Tükettiği” oranda değerli görmüşlerdir.

Değerli dostlar, dünyayı üç türlü okumak mümkündür;

Sermaye merkezli,

Sınıf merkezli,

Millet merkezli.

Dünyayı nasıl okursak hayatı öyle anlar ve anlamlandırırız. Türk – İslam Medeniyet okumamız; Millet Merkezlidir.

Millet merkezli düne ve geleceğe yönelik okuma;

Bir milletin dili var mı? (Koruyup geliştirebiliyor mu?),

Alfabesi var mı?

Milli şuuru var mı? (Bunu koruyup zamanın ruhuna uygun hale getirebiliyor mu?)

Bütün bunlarla birlikte teknoloji üretebiliyor mu?

Sorularına cevap arayarak bireyi ve milleti değerlendirir.

Ülkeleri okurken de “Güvenlik” ve “Üretim” yeteneklerine göre değerlendirir.

Her medeniyetin bir nihai amacı vardır. Bizim Medeniyetimizin amacı insanın Rabbiyle, Milletiyle ve içinde yaşadığı sosyal çevreyle bütünleşik bir varoluş idrakine kavuşmasıdır. Kısaca bireysel çıkarlarıyla toplumsal çıkarlarını özdeş hale getirmesi halidir.
İnsan eğitiminde dini-dini olmayan bir eğitim anlayışı yerine; amaçlanan düşünme ve buna bağlı davranış değişikliğini keskin çizgilerle tasnif etmek yerine, hayata bütüncül yaklaşım gösterir.

Biz kendi medeniyet kodlarımıza uygun olarak, değerler merkezli insan eğitiminden uzaklaştığımız günden beri zihni bulanıklık içindeyiz.
Bugün insanlığın sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel alanda yaşadığı bireysel, toplumsal ve küresel sorunların hangisinin medeniyet anlayışıyla ilgisi yoktur? diyebiliriz.

Teknoloji, bilim, ekonomi, hukuk gibi alanlarda yaşanan sorunların temelinde insana, çevreye, evrene bakıştaki çarpık ve yanlış anlayışın bizi buraya getirdiğini söylemek gerekir.

Bir medeniyetin dünya ve evren tasavvuru, insanı nasıl anladığı ve anlamlandırdığı ile temellenir. Bunun dışında yer alan okumalar, geçici hazlar gibidir. İnsanın bir süre mutlu eder ancak bütün bir geleceğini yok eder.

Bugün yeryüzünün küresel meseleleri karşısında ortaya konulan çözümler, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun çıktısıdır. Dünyanın ve Türk Milleti’nin geldiği yere bakarak, taşıdığı medeniyet misyonuna bağlı olarak, gelecek perspektifini ve duruşun gözden geçirmeye muhtaç olduğu da aşikârdır.

Bizim medeniyet anlayışımız, yaşamı anlamlandırırken, ilim, inancı buna dayalı oluşan sosyal gerçeklikleri, oluşan insan şuurunu göz ardı etmez.

“Türk’ün medeniyet yürüyüşünde her zaman bilgi, hikmet ve ahlak bir bütündür.”

Yaşadığımız son iki asra yakından baktığımızda, “bilim, bilgi ve felsefenin” oldukça öne çıkmasına (Batı medeniyet anlayışını empoze etmek için) rağmen, bireysel ve toplumsal anlamda, tarihin en büyük krizlerinin yaşandığını görmekteyiz.

Türk İslam Medeniyeti’nin Büyük Şairi Akif ne diyor;

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim.
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git!, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

Bilimsel, teknik ve sosyal alanda yaşanan gelişmelerin, insanlığı neden daha güzel bir hayata taşımadığı sorusu oldukça önemli ve üzerinde düşünmeye değer bir mevzudur. Sorun biraz hakkı tutmak yerine güçlüyü tutmak şeklinde ortaya çıkan batı medeniyet anlayışıdır.
Sistematik ve çok boyutlu bir saldırı ile karşı karşıya olduğumuza şüphe yoktur. Bizim medeniyetimizi öteki olarak tanımlayan diğer medeniyetler, hudut tanımaz bir biçimde, hayatımızın her noktasına hakim olma çaba ve gayreti içindedir. Her şeyi kendilerine göre şekillendirip, bize paket halinde sunuyorlar. Buna 19. yy. ideolojiler de dahil.

Şekillendiremedikleri “Millet Merkezli” hareketleri içeriden-dışarıdan her türlü yol ve yöntemi kullanarak çökertmek için bütün güçleri ve işbirlikçileri ile çalıştıkları ortadadır.

YORUM YAZ