Eğitim sistemi ve sınav sistemini bir türlü istenilen düzeye getiremeyen yetkililerimiz eğitim öğretim yılı ortasında yaptıkları değişikliklerle öğrenci, öğretmen ve velilerimizi hergün strese sokmaktadırlar. Yapılan değişikliklerin üzerinden ay hatta hafta geçmeden aynı gün içerisinde tekrar değişikliğe gidilmektedir. Sistem üzerinde yapboz usulü ile oynayanlar bir nesli heba ettiklerinin farkında mıdırlar?

Sistem bünyemize uymuyorsa mutlaka değiştirilmelidir. İktidar ve aynı iktidarın bakanları her değiştiğinde sistem arayışı yapılmamalıdır. Deneme yanılma yöntemi ile sistem arayışına gidilmemelidir.

Yeri geldiği zaman çağ açıp çağ kapadığımızdan bahsederiz. Osmanlı medreselerinin tüm dünyaya örnek olduğunu anlatır, köklü bir tarih geçmişimizin varlığından bahsederiz. Tarihi tecrübelerimizi çağın gerektirdiği ihtiyaçlarla harmanlayamadığımızdan, eğitim alanında rüzgarın önündeki çer çöp gibi savrulup duruyoruz. Tarihi, kökü olmayan milletlerden eğitim sistemleri devşirmeye kalkıyoruz.

Sistemi her şeyde olduğu gibi dışarda arama gafletinden kurtulalım. Kendimizden tarihimizden utanmayalım. Astronomide, Tıpta, Matematikte… kısaca tüm ilim dallarında başarı kazandıran eğitim modelimizi çağın ihtiyaçlarını da göz önüne alarak, teknoloji ile destekleyerek, günümüzün ihtiyaçlarına göre kendi sistemimizi kuralım. Eğitim sistemi ithal eden değil başarılarımızla eğitim sistemi örnek alınan ve ihraç eden bir ülke olalım. Bunun için önce kendimize güvenelim. Eğitimin her kademesinde yapılacak görevlendirmelerde ehliyet ve liyakati esas alan bir yapılanmaya gidelim. İstişareler için şuralar toplayalım. Şura kararlarına göre hareket edelim.

Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu

Başarmak için eğitimimiz üzerindeki yabancı vesayetini kaldıralım. Eğitimde vesayet mi olur demeyin. Kendi ellerimizle eğitimi teslim ettiğimiz bir ‘Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu’ var. Eğitim ile ilgili değişikliklerden bahsederiz, her eleştiriyi yaparız ama her ne hikmetse ‘Fulbright Eğitim Komisyonunu’ dile getirmeyiz.

7 Aralık 1949’de imzalanan “Fulbright Antlaşması” ile oluşturulan eğitim komisyonu, o tarihten bu yana Türk Milli Eğitim Sistemi’ni etkisine almıştır.

Fulbright Komisyonu 4’ü Türk, 4’ü Amerikalı olmak üzere 8 üyeden oluşuyor ve herhangi bir anlaşmazlık durumunda ise komisyonun başkanlığını ABD’nin Türkiye’deki büyükelçisi üstleniyor. Yani aslında durum 4’e karşı 5.

Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu, ya da diğer bir adıyla Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri Kültürel Mübadele Komisyonu, 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen 13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı kanun çerçevesinde çalışmalarına başlamıştır.

Şuanda eğitim sistemimizdeki yaşanan karmaşada ‘Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonunun’ etkisi var mıdır?

İktidar veya muhalefet Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonunun çalışmaları hakkında kamuoyuna neden bilgi vermemektedirler?

Öğrenci öğretmeni not ile tehdit ediyor

Eğitimin motoru durumunda olan öğretmenlerimizden bir tanesi şuandaki durumlarını, eğitim ve öğretimden ziyade bakıcılık yapıyoruz diye özetliyor. Bir diğer öğretmenimiz, sınıfta öğrencilerden hocam sen bize not vereceksin ama biz de size not vereceğiz tehdidi aldıklarını anlatıyor. Sınıfın ahengini bozan öğrencisinin yerini değiştiren bir başka öğretmenimiz ise çocuğum rencide edildi diye ailesinin şikayeti üzerine soruşturma geçirdiğini belirtiyor. Öğrenciden, aileden ve yönetimden gerekli desteği görmeyen öğretmenler okullarda ideallerinden uzaklaşmanın verdiği rahatsızlıkla mecburi olduğu ders saatini doldurarak okuldan ayrılmanın vicdan azabını yaşıyorlar. Öğretmenlerimizi bu noktaya getiren de eğitimde uygulanan yanlış politikalardır.

Biran önce eğitimimiz sağlam temellere oturtularak kalitesi artırılmalıdır. Nüfusları bizden kat kat aşağı olan ülkelerin bizden ileride olmalarının temelinde eğitimleri gelmektedir. Eğitimde kaliteyi artıramazsak ne ilerlemeden, ne sanayileşmeden ne de ekonomik bağımsızlıktan bahsedebiliriz. Geleceğimizi teslim edeceğimiz gençlerimizi heba etmemek için acilen eğitim şurasını toplamalı, eğitimi siyasi malzeme olmaktan kurtarmalıyız. Türk ahlak ve kültürüne bağlı, hayatın problemlerine ve zorluklarına gerçekçi çözümler getirmeye muktedir, irade sahibi, çalışkan, üretici, millî benliği gelişmiş fertler yetiştirmek üzere eğitim sistemimizi sağlam temellere oturtmalıyız.

YORUM YAZ