GÜNCEL
11
Şerhnâme
KU'TÜL AMARE
Osmanlı İmparatorluğu
Türkiye'yi Bölme Çabaları
Son zamanlarda kimi Avrupa ve Amerika arşivlerinde araştırıcılara açılmış olan ilk kaynak belgelerin de kanıtladığı gibi, Fransa, İngiltere, Rusya ve Almanya denli güçlü devletler, Yakın ve Orta Doğu’yu kendi etki ve egemenlikleri altına almak için yıllardan beri birbirleriyle yarışıyorlardı.
Şerhname / Tarihe şerh düşüyoruz.

Türkiye’ye Göz Dikenler

Son zamanlarda kimi Avrupa ve Amerika arşivlerinde araştırıcılara açılmış olan ilk kaynak belgelerin de kanıtladığı gibi, Fransa, İngiltere, Rusya ve Almanya denli güçlü devletler, Yakın ve Orta Doğu’yu kendi etki ve egemenlikleri altına almak için yıllardan beri birbirleriyle yarışıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, savaş günlerinde ve savaştan hemen sonra, onların düzenlerine hedef oluşturan başlıca ülke, Osmanlı İmparatorluğu’ydu. Güçlü devletler, Osmanlı ülkelerinin bol kaynaklarını sömürmek ve İmparatorluğu kendi pazarlarına bağlamak amacıyla her türlü önleme başvurarak Türkiye’ye sızmak için uğraşıyorlardı. Onları en çok ilgilendiren kaynaklardan biri de petroldü. Orta Doğu ülkelerindeki bol petrol kaynaklarını ele geçirmek için birbirleriyle düşmanlık düzeyinde bile yarışa girişiyorlardı.

Gerçekte, Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasına neden olan başlıca etkenlerden biri de, güçlü devletler arasındaki bu ekonomik yarışmaydı.

Bu devletler, henüz XVIII. ve XIX. yüzyılda, gezgin, misyoner ve diplomat rolüne bürünen çeşitli ajanlarını Osmanlı ülkelerine sevkediyor; onlara, birçok stratejik yerlerin haritalarını çizdiriyor; sömürebilecekleri kaynakları, araç olarak kullanabilecekleri Hıristiyan ve Müslüman toplumları (yada azınlıkları) saptayarak onlarla ilişki kuruyorlardı. Bu ajanlar arasında, Fransa’dan Père Thomas Bois, politikacı Franklin-Bouillon ve Albay Moujin; İngiltere’den Yarbay Rawlinson, Binbaşı V. Millingen, Binbaşı Soane, Yarbay Mark Sykes, Yarbay T.E. Lawrence ve Binbaşı Noel; Rusya’dan Subay S. Proskoviakov, Albay V.A. Kartsov, Yüzbaşı P.Y. Averianov, Vladimir Minorski, Prens Boris Shakovski ve Boris Nikitin; Almanya’dan Wilhelm Wasmuss, Schönemann ve Litin; ABD’den Amiral Chester, Tümgeneral Harbord, vs. akla gelir.

Ermenileri, Süryanileri ve Kürtleri Alet Olarak Kullanmak İsteyenler

Güçlü devletler ve özellikle Rusya, kendi sinsi amaçları için âlet olarak kullanabilecekleri Müslim ve gayri-Müslim Osmanlı toplumları arasında daha çok Ermenilere, Süryanilere ve Kürtlere önem veriyorlardı. Özellikle Çarlık Rusya yönetimi,…

1917 Ekim Devrimi ve Stalin Dönemi İnsan Kayıpları
7 Kasım1917 tarihinde Rusya Petrograd (St. Petersburg)’daki Geçici ...
Hammurabi Kanunları
M.Ö. 1760 yılı civarında Mezopotamya’da ortaya çıkan, tarihin ...
Lawrence, Arapları Osmanlı’ya Karşı Ayaklanmaları İçin Nasıl Kandırdı?
1916 Haziran’ında, Haşimi Arapları’nın önderi Mekke Emiri Şerif ...
Milli Eğitim Müfredatı ve Fulbright Komisyonu
Yıllardır yaz-boz tahtasına dönen eğitim sistemimiz ve ABD’nin ...
14
İsmail Bey Gaspıralı
Şerhnâme
Edebiyat 22 Ekim 2017
Gaspıralı, Rusya Türkleri içinde ortaya çıkan bir aydın hareketi olan Cedit Hareketi (Usul-ü Cedit) nin önde gelenlerindendir.

İlk Türk Aydınlanma Hareketi Ceditcilik

Cedit Hareketi Türk milli bilincinin gelişimi ve Türk halklarının bağımsızlık mücadelelerine önemli fikri etkisi olmuş bir hareket olarak nitelendirilebilir. Osmanlı Devletinin yıkılış sürecine girmesiyle beraber, devletin kurtuluş reçeteleri olarak Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği gibi farklı fikirler ortaya çıkmıştır. İşte bu dönemde Tatar toplumunda bir yenileşme hareketi olarak başlayan Cedit Hareketinin fikri etkisi, zamanla tüm Türk topluluklarına yayılmış, bağımsızlık mücadelesi veren Türk halklarına olumlu etkilerde bulunmuştur.

İlk Türk aydınlanma hareketi olan Ceditcilik adı verilen reform hareketi, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının başlarında dil, eğitim-öğretim ve dinle ilgili alanlarda bir yenileşme hareketi olarak başlamıştır.

Ceditcilik hareketinin önde gelenlerinden Abdülnâsır Kursâvi (1770-1814), Şihâbeddin Mercâni (1815-1889), Abdulkayyum Nasır (1824-1907) ve Hüseyin Feyizhâni (1826-1866) sayılabilir.

Hareket genelde Rusya’daki Türk halklarında meydana gelen iktisadi değişikliklerin sonucunda ve bunların etkisi ile canlanan bir uyanış, yenilik hareketidir. Daha sonra Usul-ü Cedit hareketi Türk dünyasının tümüne yayılma yolları aramıştır.

Ceditcilik ilk önce eğitim alanında yenilikler getirmeyi amaçlamıştır. Tatar okullarında yeni bir okuma metodunun benimsenmesi tartışmalarıyla birlikte eski metodu savunan “kadimciler ile yenisini savunan “ceditciler ” arasında bir mücadele başlamıştır. Bu yeni metodu savunan hareket de bu nedenden dolayı “Usul-ü Cedit” adını almış, daha sonra bu mücadeleden yenilikçilerin zaferle çıkması, Cedit…

DOSYA

GALERİ

TARİHİ

KARİKATÜRLER

SİYASETÇİLER

ÜNLÜLER

Prof. Dr. Turan Yazgan Belgeseli
“İşte tam buraya gideceğiz! Atalarımızın ülkesine. Burası bizim Anavatanımız. Ötüken burası. Anayurdumuz, ayının pis ayaklarında çiğnenmekten kurtulacak. Bu cennet ülke
Prof. Dr. Turan Yazgan: “Türk Coğrafyası Sadece Hammadde Ambarı Olarak İlan Edilmiştir.”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan: “Türk Coğrafyası sadece hammadde ambarı olarak ilan
Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca’dan “Sahte Aydın Meselesi”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan’a göre “Sahte Aydın Konusu”…
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na göre Fulbright Anlaşması ve Eğitim Sistemimiz
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na göre Fulbright Anlaşması ve Eğitim Sistemimizin durumu bağlamında sömürge sistemi, batı, eğitim, müfredat, İsmet İnönü, Amerika,
Kâinatta İnsan ve İnsandaki Kâinat
İnsan küçük bir kâinattır; kâinat ise büyük bir insan. İnsan kâinatın küçük bir örneğidir. Evrende ne varsa, küçük benzerleri insanda
KAYDA DEĞER ANLAR
15 Temmuz 2016
21
Şerhnâme
Hain Darbe Girişimi
TRT’yi işgal ederek, sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin zorla okuttuğu hain darbe girişimi bildirisi.

TRT’yi işgal ederek, sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin zorla okuttuğu hain darbe girişimi bildirisi.

15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde TSK’ya sızmış ve kendilerini sözde Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker görünümlü terörist tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsünde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmî internet sitesi ve TRT’de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek, ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği açıklandı.

DİĞER YAZILAR

Prof. Dr. Turan Yazgan Belgeseli
“İşte tam buraya gideceğiz! Atalarımızın ülkesine. Burası bizim Anavatanımız. Ötüken ...
Prof. Dr. Turan Yazgan: “Türk Coğrafyası Sadece Hammadde Ambarı Olarak İlan Edilmiştir.”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu Prof. ...
Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca’dan “Sahte Aydın Meselesi”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu Prof. ...
Neşet Ertaş – Kendi Sesinden Hayatı
Kırşehir’de 1938’de doğan Neşet Ertaş, Çiçekdağı’ndan Türkiye ‘ye açılan bir ...
  • Loading stock data...
7 Kasım1917 tarihinde Rusya Petrograd (St. Petersburg)’daki Geçici Hükümeti deviren Lenin ve yandaşlarının gerçekleştirdiği darbeye “Ekim Devrimi” veya “Bolşevik İhtilali” adını veriyoruz. Rus takvimindeki 13 günlük fark dolayısıyla bu darbe Kasım ayında gerçekleşmiş olmasına rağmen, “Ekim Devrimi” adıyla anılıyor. Bu yıl bu olayın 100. yılı. Rusya’daki devrim ile Anadolu’daki Mustafa Kemal’in devrimi aynı döneme rastlıyor ve ikisinin de benzer yanları var. İlki çarlığı, ikincisi padişahlığı devirmişti. Rusya’da da Bolşevik rejimin yerleşmesi beş yıl (1917-1922), Türkiye’de
08 Ocak 2018
M.Ö. 1760 yılı civarında Mezopotamya’da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarındandır. Bu dönemden önce toplanan yasa koleksiyonları arasında Ur kralı Ur-Nammu’nun Kanun Kitabı (M.Ö. 2050), Eşnunna Kanun Kitabı (M.Ö. 1930), ve İsin’li Lipit-İştar’ın Kanun Kitabı (M.Ö. 1870) yer alır. Babil Kralı Hammurabi’nin (M.Ö. 1728- M.Ö. 1686) çeşitli meselelerde verdiği kararlar, Babil’in sözde koruyucu tanrısı Marduk adına yapılan Esagila Tapınağı’na dikilen bir taş üzerine Akatça dilinde yazılmıştır. Hammurabi, kendisine bu kanunları
07 Ocak 2018
Türkiye, Peru ve Kanada’nın girişimleri ile kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla BM ( Birleşmiş Milletler) Genel Kurulu tarafından, 2012 yılında 11 Ekim, “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak ilan edildi. Özellikle İslam Coğrafyası olmak üzere, kız çocukları hâla başta savaşlarda olmak üzere büyük acılara maruz kalmakta. – BM verilerine göre her 5 dakikada bir dünyada 1 kız çocuğu şiddet sonucu yaşamını yitiriyor. – İnsan
12 Ekim 2017
Türk Dilleri, Doğu Avrupa’dan Sibirya ve Çin’in batısına dek uzanan bir alanda ana dil olarak 180 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa yaklaşık 250 milyon kişi tarafından konuşulan, 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil kümesidir. Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkçedir. Ardından Azerice, Özbekçe, Uygurca, Kazakça, Türkmence, Tatarca gelmektedir. Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan önemli bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı
09 Ekim 2017

KÜLTÜR

SANAT

Karagöz ve Hacivat

08 Ocak 2018
Karagöz; deve veya manda derisinden yapılan ve tasvir adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp arkadan yansıtılan ışıkla beyaz perde üzerinde hareket ettirildiği bir gölge oyunu türüdür. Küşteri

İLGİNİZİ ÇEKECEK

YAZILAR

Sevgide önceliklerimiz hangisi?
Rabbimiz buyuruyor: De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz
Şerhnâme
Kur’an’dan Rahmet Esintileri (30. Cüz)
Ölçü ve tartıya dikkat “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline! Onlar insanlardan (bir şey)
Şerhnâme
ÖZEL DOSYA
09 Ekim 2017
12
Şerhnâme
Türk Dillerinin Birbirlerini Anlama Grafiği
Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkçedir. Ardından Azerice, Özbekçe, Uygurca, Kazakça, Türkmence, Tatarca gelmektedir.

Türk Dilleri, Doğu Avrupa’dan Sibirya ve Çin’in batısına dek uzanan bir alanda ana dil olarak 180 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa yaklaşık 250 milyon kişi tarafından konuşulan, 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil kümesidir.

Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkçedir. Ardından Azerice, Özbekçe, Uygurca, Kazakça, Türkmence, Tatarca gelmektedir.

Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan önemli bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı ve buna bağlı olarak bu dillerin sürekli birbirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Türk dillerinin çok sayıda aynı anlamda kullanılan ortak sözcüklere sahip olmalarının yanı sıra cümle yapıları da hep aynı kalır. Bu yüzden Türk dillerinin bir dil ailesi olmadığı, tek bir dilin lehçeleri olduğu görüşü de yaygındır. Türk lehçeleri, Çağdaş Türk yazı dilleri veya Türk dilinin kolları gibi adlandırıldıklarına da rastlayabiliriz.

Aşağıdaki çizelgelerde Türk dillerinde cümle yapısının benzerlik ve farklılıklarını gösteren örnekler verilmiştir:

 

Yüzyıllar boyunca Türk dillerini konuşan halklar özellikle Fars, Slav ve Moğol gibi farklı toplumlarla birçok alanda etkileşimde bulunmuşlardır. Geniş bir tarihe yayılan bu etkileşim sürecinden Türk dilleri de önemli oranda etkilenmiş, benzer şekilde de diğer dilleri etkilemişlerdir.

Çivi yazılı Sümerce tabletlerdeki alıntı kelimeler şeklinde bilinen ilk örneklerine rastlanan Türk dili tarihi, coğrafya olarak Moğolistan ve Çin içlerinden Avrupa’nın ortalarına, Sibirya’dan Hindistan ve Kuzey Afrika sahasına kadar yayılmış olan Türk dilinin tarihidir. Günümüzde Asya ve Avrupa kıtalarında konuşulan ve yazılan Türk yazı dilleri ve bunların ağızlarının tarihî süreçlerini kapsar.

Modern Dil Bilimindeki Sınıflandırma
2006 yılı verilerine göre Türk Dil Grubu’nun sınıflandırması şu şekilde…

BU KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

SİYASET ve DÜNYA'YA DAİR

İşte tam buraya gideceğiz! Atalarımızın ülkesine.

Burası bizim Anavatanımız. Ötüken burası.

Anayurdumuz, ayının pis ayaklarında çiğnenmekten kurtulacak. Bu cennet ülke yine Türk’ün olacak. Bizim olacak Turan; gideceğiz ve oraları ayı istilasından temizleyeceğiz.

Benim cennet vatanım; tekrar bizlere, bizim sana kavuşacağımız günler uzak değil.

Yine Altay’da bahar olacak, mor menekşe yine açacak.

Kürşad’lar Ötüken Ormanı’nda avlanacak, yine Kağan şölen verecek.

Çin surları Türk’ün erkek naralarıyla titreyecek.”

 

Prof. Dr. Turan Yazgan Kimdir?

(1938 – 2012)

1938 yılında Isparta’nın Eğirdir ilçesinde doğan Yazgan, 1948’de Eğirdir Zafer İlkokulu’nu, 1951’de İstanbul Vefa Lisesi orta kısmını, 1955’de parasız yatılı olarak Kastamonu Lisesi Fen Bölümü’nü pekiyi dereceyle bitirdi. 1959’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra askerlik görevini yaptı. İmar ve İskân Bakanlığı Bölge Planlama Daire Başkanlığı’nda “İktisadi Araştırmacı” ve “Bölge Plancısı” unvanlarıyla beş yıl görev yaptı. 1963’te Güney İtalya Bölge Planlaması konusunda staj yapmak üzere İtalya’ya gitti.

1966’da İktisat Fakültesi’ne asistan olarak girdi.

1967’de “Şehirleşme Açısından Türkiye’de İşgücünün Demografik ve Sosyo-Ekonomik Bünyesi” adlı tezle ve pekiyi derece ile doktorasını yaptı. 1971’de “Gelir Dağılımı Açısından Sosyal Güvenlik” konulu tezi vererek doçent oldu. 1977 ve 1978’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi Planının Genel Koordinatörlüğü görevini yüklendi. Bölgede yapılan araştırmaları müteakip ortaya çıkan yedi ciltlik Güneydoğu Anadolu Gelişme Planını, Başbakanlık Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığına sundu. 1979’da İktisat Fakültesi profesörlüğüne yükseltildi. Üniversite Senato üyeliği, Üniversite Yönetim Kurulu üyeliği ve Anabilim dalı Başkanlığı vazifelerinde bulundu.

2000 yılında istifa ederek, üniversiteden emekliye ayrılan Prof. Dr. Turan Yazgan, 1980 yılında kurmuş olduğu Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın genel başkanlığını vefatına kadar yürütmüştür. Bu vakıf çatısı altında Türk dünyası kültür ve sanatının tanıtılmasına büyük katkılar sağlayan Yazgan, Türk Dünyası müziği, tiyatrosu ve resminin…

Prof. Dr. Turan Yazgan: “Türk Coğrafyası Sadece Hammadde Ambarı Olarak İlan Edilmiştir.”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı ...
Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca’dan “Sahte Aydın Meselesi”
Türk Dünyası aşığı ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı ...
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na göre Fulbright Anlaşması ve Eğitim Sistemimiz
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na göre Fulbright Anlaşması ve ...

SPOR

Kemankeşlik (Okçuluk)

Kemankeşlik (Ok atıcılığı); Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan bir okçuluk sporudur. “Keman”; yay, “keş”; çeken olarak adlandırılır. Kemankeş de yay çeken, yâni okçulara verilen isimdi. Osmanlı’da yeniçeri ilk oluşturulduğunda başlıca silahları ok, zenbereç kılıç ve
Şerhnâme